POSTNİŞİN

Tarikat şeyhi.

Tarikat şeyhlerine, genellikle, “postta oturan” manasında “postnişin (post-nîşîn)”, bazen de “seccadenişin” denir. Konya Mevlâna Dergâhı şeyhi, “çelebi efendi, aziz efendi” unvanlarıyla; diğer Mevlevihane şeyhleri “efendi, efendi hazretleri” unvanlarıyla anılırdı. Resmî makamlarca çelebi efendiye yazılan evrakta “reşâdetlü” unvanı kullanılırdı. Çelebilik makamından yazılan yazılarda şeyh efendilere “fazîletlü, siyâdetlü, zehâdetlü” ibareleriyle hitap edilirdi. Şeyh efendiler rehber, önder manasında “pîşevâ” veya “pîşüvâ” kelimeleriyle de anılırdı.

Mevlevilikte şeyh tayini, Konya’daki merkez asitanenin başında bulunan çelebi efendinin takdiri ve şeyhülislamlık makamının onayıyla olurdu.

Şeyh efendiler, ekseriyetle çile çıkarmış dedelerden seçilirdi. Ancak postnişin olmak için bin bir gün çile çekmek şartı yoktur. Bir mürşid-i kâmile intisap edip seyr ü süluk denilen manevi eğitimi tamamlamak ve hilafetname almak, şeyh olarak bir Mevlevihaneye atanmak için yeterlidir. Bu tayinde gözetilen en önemli husus liyakattir. İlim ve ahlak yönünden ileri mertebede olmak ve uzun yıllar tarikat içinde hizmet etmiş olmak da tercih sebebidir. Keza bir tekke şeyhinin oğlu da Mevleviliğe intisap etmiş ve bu kültür içinde yetişmiş, zikredilen vasıfları haiz ise babasından sonra şeyh olarak tercih edilirdi.

Şeyh olacak kişiye, usulen Mevlâna Dergâhı’nda on sekiz gün hizmet ettirilir ve bu süre içerisinde destarlı sikkesi Hz. Mevlâna’nın sandukası üzerindeki örtünün altında muhafaza edilirdi. Daha sonra bu sikke, çelebi efendi veya sertarik tarafından tekbirlenilerek şeyh efendiye giydirilir ve kendisine meşihatnamesi verilirdi.

Konya dışında yeni atanan şeyhlerin destar mukabelesi icrasına, çelebi efendiye vekâleten sertarik katılırdı. Sonraları, şeyh olacak zat için öngörülen on sekiz günlük hizmeti, kendi tekkesinde yapması kolaylığı getirilmiş ve meşihatnamesinin Şems dedesi veya Ateşbaz türbedarı tarafından götürülmesi âdeti benimsenmiştir.

Konya’dan başka Afyon, Manisa, Kütahya, Karaman, Sivas Mevlevihanelerine tercihen Mevlâna soyundan çelebiler atanırdı. Postnişinler ve aileleri, Mevlevihane bahçesinin içinde yer alan şeyh evinde otururlardı.

Genel olarak Mevlevihanenin idaresini üstlenmiş olan şeyhler, dergâhtaki dervişlerin eğitimine doğrudan karışmazlardı. Asitane denilen büyük Mevlevihanelerde matbah-ı şerife yeni derviş kabulü ve yetiştirilmesi görevi -Konya haricinde- aşçı dedenin (sertabbah) uhdesinde idi.

Mevlevi şeyhleri, başlarına giydikleri sikkenin üzerine ince sarık (destar) sararlardı. Şeyh efendi, çelebi ise sarığın alt ucu görünmez, değilse sikkenin alt tarafı bir parmak kadar görünürdü.

Sema esnasında kırmızı postta postnişin

YAKUP ŞAFAK

BİBLİYOGRAFYA

  • Muhtarat, muh. s.; Çelebi, 2006, 96 vd.; Duru, 1952, 8. bl.; Gölpınarlı, 1983, 341, 398-400; a.mlf., 1963, 42, 47; Erol, 1994a, 55 vd.; Top, 2001, 56-60.