İÇ KARAASLAN MESCİDİ

Türkiye Selçuklu Dönemi eseri.

Mescit, Karatay ilçesine bağlı Şems Mahallesi’nin Apalılar Sokağı’ndadır. Kitabesi bulunmayan yapının yapım tarihi kesin olarak bilinememektedir. Ancak bazı bilgi ve belgelerden hareketle, XIII. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş olabileceği anlaşılmaktadır. Yapının isminden yola çıkılarak, Ziyaeddin Karaaslan tarafından inşa edilmiş olma ihtimali yüksektir. Fakat bu mescide İç Karaaslan isminin verilmiş olması, başka bir Karaaslan yapısını da akla getirmektedir. Zira İbrahim Hakkı Konyalı’ya göre, ikinci bir Karaaslan yapısının bulunması gerekmektedir ki; o, bu yapı için Zenburi Mescidi’ni teklif etmektedir. İç Karaaslan ibaresi Konya surlarının dâhilindeki bir yapıyı nitelerken, sur dışında ikinci bir yapının olma ihtimalini de ortaya koymaktadır. Ziyaeddin Karaaslan’ın çiftliği günümüzde aynı isimle anılan mahalle dâhilindedir. Bugün Karaaslan olarak bilinen bölgenin, Ziyaeddin Karaaslan’ın mülkü ve vakıfları olduğu malumdur. Bu mekânın aynı zamanda Taşra Karaaslan olarak adlandırılması, İç Karaaslan dışında başka bir mekânın varlığına delalet etmektedir. Buna göre, bu mekânlardan İç Karaaslan sur içinde, Taşra Karaaslan ise sur dışındadır.

Bu mescitten başka Ziyaeddin Karaaslan’a ait bir türbe ve hankâhın varlığından onun, Türkiye Selçukluları sarayında önemli görevlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Ziyaeddin Karaaslan’ın, I. İzzeddin Keykavus döneminde emir-i devat (divitdar) olarak görev aldığı ve Sis Hâkimi Leon’a menşurlu hilat vermek üzere vazifelendirildiği kaynaklarda geçmektedir. Aynı Ziyaeddin Karaaslan’ın I. Alâeddin Keykubat zamanında, 630/1233 yılında divan-ı sahip (sultanın vekili) sıfatıyla ve diğer divan üyeleriyle birlikte Erzurum, Ahlat, Adilcevaz ve Van bölgesine gönderildiği ifade edilmektedir. Ziyaeddin Karaaslan’ın, ne zaman vefat ettiği belli değildir. Eldeki bilgilere göre, 630/1233 yılından sonra vefat ettiği ve bundan evvel de adı geçen mescidi inşa ettirmiş olması muhtemeldir.

Dıştan 9,05x11,64 m ölçülerinde, kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen bir alanı kaplayan mescit, kare bir ana mekân ile bunun güneyine sonradan ilave edilen dikdörtgen türbeden meydana gelmektedir. Yapının temelinde kesme taş, üst kısımlarında tamamen tuğla kullanılmıştır. Mescidin üstü kubbe ile kapatılmıştır.

Mescide kuzeydoğu köşesindeki kapıdan girilmektedir. Sivri kemerli pencerelerle aydınlatılan yapının içi mihrap dışında oldukça sadedir. Mihrap, çini ve alçı malzemeden inşa edilmiştir. Dikdörtgen çerçeveli mihrap nişi, dört sıra mukarnas kavsaralıdır. Çeşitli geometrik şekillerdeki çini levhaların zemini kazınarak üç yapraklı büyük palmetler içinde küçük palmetlerden oluşan motifler mihrabın süslemesini teşkil etmektedir. Mihraptaki az sayıdaki çini bakiyesine hareketle orijinalinin tamamen çini kaplı olduğu tahmin edilebilir. Zira dönemin diğer mescidlerinde benzer özellikler izlenmektedir.

Ana mekânı kapatan kubbeye tromplarla geçilmektedir. Kasnak kısmı nispeten yüksek tutulmuştur. Kubbede tuğla malzemenin yatay-dikey istifi ile balıksırtı örgü görünümü kazandırılmıştır.

Mescidin güney cephesinde doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, üzeri açık türbe yer almaktadır. Türbede kime ait olduğu bilinemeyen bir sanduka bulunmaktadır. Ziyaeddin Karaaslan’ın hemen yakınlardaki türbesinin varlığı dikkate alındığında, bu türbenin, aynı aileden bir başkasına ait olması ihtimali belirmektedir.

İç Karaaslan Mescidi son yıllarda büyük ölçüde yenilenmiştir. Zaman içinde orijinal özelliklerini kaybeden mescidin pencereleri son onarımla orijinale yakın biçimine dönüştürülmüştür. Mescit, her ne kadar asli özelliklerini kaybetmiş olsa da özelde Ziyaeddin Karaaslan, genelde Türkiye Selçukluları ve Konya tarihine ışık tutacak veriler ortaya koymaktadır.

İçkaraaslan mescidi
İç Karaaslan Mescidi'nin mihrabı

AHMET ÇAYCI

BİBLİYOGRAFYA

  • Eflaki, 1989, II/169-171; İbn Bibi, el-Evamir, 1996, I/190,426; Konyalı, Konya Tarihi, 1964,401-403; [Uğur], 1930; Önder, 1962, 115; Oral, 1950a, 3-6.