TAHİR PAŞA (MECİDİYEZADE, ZEHRÎ)

Osmanlı Dönemi devlet adamı, şair. (1265/1848-18.07.1310/07.02.1893)

Konya’da doğdu. Babası, Sille Müftüsü Hacı Ali Efendi’nin, “Mecidiye” lakabıyla tanınan oğlu Hacı Mehmet Efendi’dir. Sille’de doğan Hacı Mehmet Efendi, bilahare Konya’ya göçerek Kapı Camii civarında açtığı bir dükkânda manifatura ticaretiyle meşgul olmaya başladı. Sonraları babası Hacı Ali Efendi tarafından satın alınan Sephavan Mahallesi’ndeki eve yerleşen Hacı Mehmet Efendi, bir müddet sonra Şeyh Alaman Mahallesi yerlilerinden Abdüssait Efendi’nin kızı Havva Hanım’la evlendi. Bu evliliğinden Tahir, Ahmet Tahir, Ali Ramiz, Nafize, Elmas ve Sıdıka adlarında üçü erkek, üçü kız altı evladı oldu. En büyük çocuğu Tahir, küçük yaşta ölünce, doğan ikinci oğluna da aynı adı verdi. Mısır, Suriye ve Hicaz gibi birtakım Müslüman memleketleri ile ticari münasebetleri, devlet erkânı ile yakın temasları olan Mecidiye Hacı Mehmet Efendi, 26 Cemaziyelevvel 1303/2 Mart 1886 Salı günü ansızın vefat etmiş; havanın karlı ve soğuk olmasına rağmen yedi yüze yakın cemaatin iştirakiyle naaşı Üçler Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Hacı Mehmet Efendi’nin ikinci çocuğu olan Ahmet Tahir, sıbyan mektebinde ilk bilgileri aldıktan sonra, Konya’da Baruthane civarında büyük babası Hacı Ali Efendi tarafından yaptırılan Mecidiye Medresesinde okudu. Bu esnada aldığı özel derslerle bilgisini arttırdı. On altı yaşına bastığı bir sırada aynı adı taşıyan merhum ağabeyi yerine askere alındı. Dönüşünde Karamanlı Hüseyin Nesip Bey’in (1234/1818-19-1314/1896) kızı Ayşe Hanım’la; bir müddet sonra onun ölümü üzerine de Cenap adlı başka bir kadınla evlendi. Ahmet Tahir’in ilk eşinden Şerife, ikincisinden de Elmas, Naciye, Kadriye, Emine, Havva ve Cevdet adlarında altı evladı dünyaya geldi.

1280/1863 yılında, henüz on beş yaşında iken, stajyer olarak Konya tahrirat kalemine devam eden Ahmet Tahir, 1284/1867’de Konya Meclis-i İdaresi başkâtipliğine naklolunduysa da kısa bir müddet sonra bazı özel işlerini görmek üzere İstanbul’a gitmesini müteakip bu vazifesinden ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Uhdesine rütbe-i salise tevcihi ile Ankara Vilayeti Evkaf Muhasebeciliğine tayin olundu. Bu görevi esnasında bir ara Kırşehir’e tabi Keskin kazasına tahkik memuriyetiyle gitti. 1291/1874 yılında becayişle Konya Evkaf Muhasebeciliğine memur edildi. Üç yıl kaldığı bu görevinden bazı sebepler dolayısıyla ayrılmak zorunda kaldı. 1294/1877’de fahrî olarak Konya Meclis-i İdaresi azalığında çalıştı. Bu müddet içinde iki ay kadar Niğde, iki buçuk ay kadar da Kayseri Mutasarrıflığı vekâletinde, beş ay kadar da Ankara Vilayeti Divan-ı Temyiz Riyaseti vekâletinde bulundu. 1296/1878 yılında yapılan yeni adli teşkilatta Konya Merkez Bidayet Mahkemesi Ceza Dairesi Reisliğine getirilen Ahmet Tahir Bey; gerek Niğde, Kayseri ve Ankara’daki vekâletleri sırasında ve gerekse Konya’daki bu sonuncu vazifesi esnasında gösterdiği faaliyetleriyle takdir edilerek muhtelif nişanlara mazhar oldu ve rütbe-i saniye sınıfı sanisine yükseltildi. Fakat Konya’nın yerlisinden ve seçkinlerinden olması ve bu yüzden kendisini tarafgirlikten kurtaramaması gerekçesiyle bura mülki amirince başka bir mahalle kaldırılması istendiğinden Sivas Bidayet Mahkemesi Ceza Dairesi Reisliğine naklolundu (29 Safer 1300/9 Ocak 1883). Uzaklığı dolayısıyla Sivas’a gitmeyen Ahmet Tahir Bey, nihayet Ankara Merkez Bidayet Mahkemesi Ceza Dairesi riyasetine memur edildi (21 Rebiyülevvel 1302/8 Ocak 1885). Mehmet Memduh Paşa’nın valiliği zamanında Konya’ya gelen ve meclis-i idare azalığına seçilen Ahmet Tahir Bey, Ali Sururi Paşa’nın valiliği sırasında Antalya’ya giderek bir müddet orada kaldı. Antalya’dan dönüşünde kendisine Rumeli Mirmiranlığı, dolayısıyla paşalık tevcih edildi (1307/1889-90). Mezkûr rütbeye erişmesinde o tarihlerde Konya’da zuhur eden kıtlık dolayısıyla halka karşı duyduğu müşfikâne alakanın ve bunun neticesinde ise kendi kesesinden külliyetli miktardaki zahire dağıtımı ile bir hayli müddet devam ettirdiği karşılıksız sıcak yemek dağıtımının tesiri olmuştur.

Bir aralık Aşar Nezaretinde de bulunan Ahmet Tahir Paşa, 18 Recep 1310/5 Şubat 1893 tarihinde Konya’da vefat etti ve Üçler Mezarlığı’nda, babasının kabri civarına defnedildi.

Tahir Paşa, resmî ve idari işlerin yanı sıra şiir ve edebiyatla da yakından ilgiliydi. Mevcut şiirlerine nazaran, çoğunlukla klasik/divan tarzı şiirler yazan Tahir Paşa, bunların ekserisinde “Zehrî” mahlasını kullanmıştır. Bu mahlasından dolayı Silleli Âşık Zehrî (ö. 1300/1884) ile karıştırılmıştır. Kapı Camii’nin üçüncü imarında, caminin kuzey cephesindeki kapısının üzerinde yer alan ve Tahir Paşa’nın kaleme aldığı kitabedeki şiir, çoğu araştırmacılar tarafından Silleli Zehrî’ye mal edilmiştir. Bunun için olsa gerektir ki; Tahir Paşa bazı şiirlerinde de “Tâhir” mahlasını kullanmıştır.

“Mecidiyezade” lakabıyla olduğu kadar hayırseverliğiyle de tanınan Tahir Paşa, kardeşi Ali Rıza Bey ile birlikte Dursunoğlu Camii’ni esaslı bir onarımdan geçirtip, avlusuna da bir şadırvan yaptırtmışlardır (1306/1888-89). Bundan dolayı cami, Dursunoğlu adından çok Tahir Paşa’nın adıyla anılagelmektedir.

Tahir Paşa'nın Üçler Mezarlığı'ndaki kabri

ALİ IŞIK

BİBLİYOGRAFYA

  • KVS, 1298/1881, 44; 1299/1882, 32; Erdoğan, 1948a; a. mlf., 1948b; [Ergun]-[Uğur], 1926, 62; 2002, 188-189; Arabacı, 1998, 405-406; Sural, Konya, 6 Ağustos 1975, s. 3; Es, BKA, Yeni Konya, 16-19.08.1974, s. 4; Fatin Davut, ts., 404; Işık, 2012; Dülgerler, 2012.