ASLANLI KIŞLA

Tarihî Konya kışlası.

Selçuklular zamanında Konya kışlası, dış surların içindeki ahmedekte bulunuyordu. Osmanlı Döneminde, şehrin dışında yeni bir kışlaya ihtiyaç duyulmuştu. Cem Sultan’ın valiliği sırasında, şehrin doğusunda, surların hayli dışında bulunan ve “Çimenlik” diye anılan semtteki geniş arazi uygun görüldü. Burası, daha önceleri, Mevlâna Dergâhı’nın Celaliye Evkafı’na ait arazi idi.

Yeni kışla, barış dönemlerine mahsus bir ikmal merkezi olarak kullanılmaya başlandı. Ordunun atları burada besleniyor, yetiştiriliyor ve eğitiliyordu. Süvari talimleri de burada yapılıyordu. Aynı zamanda meşhur menzil noktalarından biri durumunda bulunuyordu. Yakınından önemli karayolları geçmekte idi. Kışlanın burada inşa edilmesi de mevkiinin taşıdığı bu stratejik önemden kaynaklanmıştır.

Aradan geçen yüzyıllar boyunca yaşadığı olaylar sebebiyle hayli yıprandığı ve ihtiyaca cevap veremez hâle geldiği için yerine, Kanunî Sultan Süleyman tarafından yeni bir kışlanın temeli atıldı. İnşaat, oğlu II. Selim zamanında tamamlandı. Bu kışla, yeniçeri ve sipahiler kışlası olarak iki ana bölüm halinde inşa edilmişti. Ortada bir cami bulunuyordu.

Bunun güneyinde sipahi kışlası, kuzeyinde de yeniçeri kışlası yer almıştı. Batısında ise, camiye yaklaşık 20 m mesafede, gök mermerden yapılmış yedi lülesinden sular akan büyük bir çeşme mevcuttu. Bu çeşmenin suyu, borularla, Havzan’dan geliyordu.

Günün ihtiyaçlarına büyük ölçüde cevap veren ve böylece kullanılan kışla, 1241/1825-26 yılında ortaya çıkan yeniçeri ayaklanmaları ve ardından patlak veren meşhur “Hidayetoğulları Olayları” sırasında, büyük ölçüde zarar gördü.

Kışlanın bulunduğu alanda, “Alanyalı Kadı Paşa” lâkabıyla anılan, bazı üzücü olaylara sebebiyet verdiği için halkın tutmadığı Konya Valisi Abdurrahman Paşa tarafından,1222/1807 yılında, yeni bir hükümet konağı inşa ettirilmişti. Yanındaki cami, “Saray Camii” diye anılıyordu. Daha sonra, “Kışla Camii” adını aldı.

Halkın, “Kadı Paşa Sarayı” adını taktığı bu hükümet konağı, gerek şehre uzaklığı ve gerekse halkın Vali Kadı Paşa’ya olan kırgınlığı sebebiyle, revaç bulmadı ve daimi bir memnuniyetsizlik konusu oldu. O kadar ki, vilayet erkânı bir süre sonra, önceki eski konağa taşınmak zorunda kaldı. Yeni bina böylece terk edildi.

Konyalı Müşir (Serasker) Namık Paşa, askerî alanda ıslahat mahiyetinde olan Nizam-ı Cedit Ordusu’nun kuruluşunda, buradaki yeniçeri kışlasının bir kısmına, yeni bir kışla inşa ettirdi. Kısmen harap durumda olan eski kışla binası ile camiini de esaslı şekilde tamir ettirdi. Ayrıca, yakınındaki Dolav (Dolap, su dolabı) Mahallesi’nin girişine, bu gün de onun adıyla anılmakta olan yeni bir cami de inşa ettirdi (1306/1891).

1920 yılında Redif Alayı, burayı talimgâh olarak kullanmaya başlayınca evkaf mütevellisi tarafından askeriyeye bırakılmıştı.

Sipahi askerleri, yüzyıllar boyunca gelenekleri olan cirit başta olmak üzere diğer süvari oyunlarını, her yıl, bu kışlada düzenlenen gösterilerle icra ederlerdi. Bu gösteriler, Türk Ocakları’nın ilham kaynağı olan “Türk Gücü” ve “Türk Derneği”nin sportif faaliyetlerine de esas teşkil etmiştir. Bu âdet, I. Dünya Savaşı günlerine kadar süregelmişse de savaşın sıkıntıları sebebiyle sonraları yapılmaz olmuştur.

Kışla, “Aslanlı Kışla” adıyla tanınmıştır. Ona bu adın verilmesine sebep, Konya’nın dış surlarını süsleyen büyük boydaki mermer aslan heykellerinden üç tanesinin getirilip nizamiye kapısına yerleştirilmesinden ve iç avlusunda da altı tane aslan heykelinin dizili olmasından ileri gelmiştir.

Aslanlı Kışla’nın R1339/1923 yılındaki durumu şöyle idi: Kapısından, genişçe bir meydana girilirdi. Bu meydanın ortasında, üstünde bir caminin yer aldığı şadırvan bulunuyordu. Yanında küçük bir minare ve etrafında altı adet aslan heykeli dizili idi. Ana kapısının üzerinde beş oda, bir salon; sağ ve solunda köşkler ve çeşitli odalar sıralanmıştı. Meydanın güney tarafında hastane, karşı tarafında on adet koğuş, bir mutfak ve on bir oda bulunuyordu. Hastanenin sağ ve solunda koğuşlar, subaylara mahsus daire, röntgen odası, göz polikliniği, ameliyathane, depo, mutfak, bir de eczane yer almıştı.

Kışla, tarihi boyunca birçok yangına maruz kaldı. En büyüğü, 9 Eylül 1962’dekidir. Bir süre sonra yeni baştan onarılarak, kullanılmıştır.

Kışlanın, 150.000 m2yi aşan geniş arsası ve bazı binaları, İl Jandarma Alay Komutanlığı olarak kullanılmıştı. Komutanlık, Ankara yolu civarında inşa edilen yeni binasına taşınınca yeri, 1991 yılında Karatay Belediyesine intikal etti.

Günümüzde arsası üzerinde yükselen Mevlâna Kültür Merkezi’nin inşaatı için yapılan kazılarda, Harb-i Umumi esnasında Konya kışlasına ithaf edilen 1330 tarihli mermer bir kitabe bulunmuştur. Kufi olarak hâk edilen kitabe Koyunoğlu Müzesi’nde koruma altına alınmıştır.

Aslanlı Kışla enkazından çıkan kitabe (1330) (Koyunoğlu)

HASAN ÖZÖNDER

BİBLİYOGRAFYA

  • Uyar, KD; Ahmet Cevdet Paşa, Tarih, 1303, IX/56-57; KS, 1304, 74; Ferit vd, 1339, 57-8; Konyalı, Konya Tarihi, 1964, 239-241; Çadırcı, 1991, 20; Ünver, 1967, 213; Önder, 1971, 61, 253, 287; Es, BKA, 27 Aralık 1968/180; Küçükdağ, 1994, 81-102; Uğur, 1941, 3123-3124; Erdoğan, 1959; “Tarihî Aslanlı Kışla Üçüncü Defa Yandı”,Yeni Konya, 10 Eylül 1962; Önder, 1962a; Halıcı, 1983; Botsalı, 1991.