DARÜLHUFFAZ

Hafız yetiştiren eğitim kurumu.

“Mahal, mekân, ev, yer, yurt” gibi anlamlara gelen “dâr” kelimesi ile “hâfız” kelimesinin çoğulu olan “huffâz”ın birleşmesinden meydana gelen darülhuffaz, Kur’an’ın öğretildiği, ezberletildiği mekteplerdir.

İslamiyet’in temel kaynağı olan, öğretilmesi ve ezberletilmesi Müslümanlarca kutsal sayılan Kur’an’ın öğretimini hicretten önce Hz. Peygamber başlatmış ve bizzat ashabına öğretmiştir. Daha sonra diğer İslam ülkeleri bu geleneğini devam ettirmiştir. Başlangıçta derslerinin, camilerde verildiği bilinmektedir. “Dârü’l-Kur’ân” adıyla müstakil okulların kurulması X. yüzyıl sonundadır.

Diğer İslam toplumları gibi Selçuklular da kıraat ilmine önem vermişler, bununla ilgili tesis ettikleri öğretim kurumlarına “dârü’l-huffâz” adını vermişlerdir. Karamanoğulları ve Osmanlılar da Kur’an okuma ilmine önem vererek aynı isimde mektepler açmışlardır.

Şeyhülhuffaz ve muidlerin ders verdiği darülhuffazlarda Selçuklulardan itibaren medreselerde olduğu gibi eğitim ve öğretime dair kurallar banileri tarafından belirlenmiş, bunlar hazırlanan vakfiyelere kaydedilmiştir. Selçuklulardaki bu geleneği Karamanoğulları ve Osmanlılar da devam ettirmişlerdir.

Darülhuffazlardaki öğrenci sayısı konusunda belirlenmiş ve kesin bir şekilde uyulan bir sayı sınırlaması görülmemektedir. Çünkü her darülhuffazda öğrenci sayısı değişiklik göstermektedir. Süleyman oğlu Selman, Konya’da yaptırdığı darülhuffaza alınacak öğrenci sayısını on olarak belirtmiştir. Hacı Ali Efendi ise, kendi adıyla anılan darülhuffazına aynı sayıda öğrenci alınmasını istemiştir. Hondi Hatun Darülhuffazında ise öğrenci sayısı üç olarak belirtilmiştir.

Sayının oldukça az tutulması, öğrencilerin Kur’an ezberlerini iyi bir şekilde tamamlayabilmesi, hocalarının onlara daha fazla zaman ayırabilmesi ve bir ihtisas medresesi durumundaki darülkurralara geçecek öğrencilerin daha iyi yetişmesi için olmalıdır. Bunun dışında eğitim kurumuna ait vakıf gelirlerinin bir kısmı ile öğrencilerin ihtiyaçları karşılandığından, darülhuffazlara ait gelirlerin durumuna göre öğrenci sayılarının da belirlenmiş olabileceği söylenebilir.

Darülhuffazlara mekteplerde eğitimini tamamlayan öğrenciler devam ediyorlardı. Burayı bitirdikten sonra bir ihtisas medresesi olan darülkurralara isteyenler devam ediyorlardı. Öğrencilerin mektebe başlama yaşı dört ile yedi yaş arasında değişmekteydi. Mekteplerdeki eğitim süresinin dört yıl olduğu düşünülürse, darülhuffazlara başlayan öğrencilerin yasının dokuz ile on bir civarında olduğu söylenebilir.

Buralarda öğrencilere Kur’an ezberlettirilir, tecvit kuralları öğretilirdi. Bununla birlikte bazı darülhuffazlara lügat, fıkıh ve bazı aklî ilimler de ders olarak okutulmaktaydı.

Darülhuffazlarda eğitim sabahın erken saatlerinde, güneşin doğmaya başladığı işrak vakti ile birlikte başlamaktaydı. XVII. yüzyılda, günümüzde olduğu gibi haftanın belirli günlerinde öğrencilerin dinlenebilmeleri için mektepler tatil edilirdi. Ancak tatil günleri ortak değildi. Cuma günleri ile Ramazan ve Kurban bayramları en önemli tatil günlerindendir. Darülhuffazlarda günümüzde olduğu gibi yarıyıl tatili ve yaz tatili gibi uygulamalar görülmemekte, eğitim sene boyu devam etmekteydi. Böylelikle eğitimde süreklilik sağlanıyor ve yıl boyunca öğrencilerin edindikleri bilgiler ve yaptıkları ezberler uzun bir yaz tatili süresince unutulmuyordu.

Osmanlı eğitim sisteminde XVII. yüzyılda, öğrencilere yönelik her türlü hizmet ücretsizdi. Eğitim-öğretimin yanında öğrencilerin iaşe ve diğer ihtiyaçları da meccanen karşılanırdı. Aynı dönemde Konya darülhuffazlarında da ücretsiz eğitim yapıldığı vakfiye ve belgelerden anlaşılmaktadır. Darülhuffazların banileri, öğrencilere harçlık vererek onların günlük ihtiyaçlarını ve iaşelerini karşılamalarına yardımcı oluyorlardı.

Türkiye Selçuklularının başkenti, Osmanlıların da eyalet merkezi olan Konya, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu’nun kültür merkezi idi. Bu sebeple Osmanlı Devleti’nin diğer büyük şehirlerinde bulunan klasik Osmanlı eğitim kurumlarının hemen tamamı, bu şehirde mevcuttu. Hâlbuki bu dönemde Konya’da eğitim-öğretimde bulunan darülhuffaz sayısı on altıdır. 888/1483 Tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri’nde Konya’da yirmi adet darülhuffaz olduğu kayıtlıdır. Ancak bunlardan bir kısmı XVII. yüzyıla gelindiğinde artık darülhuffaz özelliğini kaybetmiş olmalıdır. Nitekim arşiv kayıtlarında bu dönemle ilgili şimdilik on altı darülhuffazdan bahsedilmesi buna delil olarak gösterilebilir. Ferhuniye, Hacı Ali Efendi, Hasbeyoğlu, Kürkçü/Hoca Selman, Lâl Paşa, Meram, Nasuh Bey, Nefise Hatun, Sinan Ağa, Tacülvezir, Turgudoğlu Ömer Bey, Turgudoğlu Pir Ahmet Bey, Turgudoğlu Pir Hasan Bey, Turgudoğlu Pir Hüseyin Bey ve Yusuf Ağa Konya’daki darülhuffazlardır.

Hasbey Darülhuffazı (A. Kuş)

EMİN KILINÇ

BİBLİYOGRAFYA

  • BOA, Ali Emîri, Nu. 273; C.B., Nu. 400, 3332, 3654, 6405; C.D., Nu. 8249; C.E., Nu. 1285, 1286, 2115, 5452, 15085, 17761, 26951, 32761; C.M., Nu. 1899; 2018, 2488, 2499, 2843, 3123, 3769, 6174, 6809, 7488, 8930; Evkaf-ı Haremeyn Muhasebesi Defterleri, Nu. 1995; İbnü’l-Emin Vakıf, Nu. 3453, 6201, 7884; KŞS, Nu. 2, 5, 7, 8, 10, 12, 18, 19, 21, 22, 26, 27, 28, 30, 34, 36, 38, 40, 41, 42, 46, 47, 48, 49, 51, 52; VAD, Nu. 38, 148, 149, 583, 591, 594, 605, 739, 1107, 1109; 888/1483 Tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri; Akyüz, 2001, 68; Arabacı, 1998, 127, 128; Baltacı, 1970, 14; Evliya Çelebi, Seyahatname, 1999, III; Küçükdağ, 1989, 57; a. mlf., 2004, 395-422; Küçükdağ-Arabacı, 2001, 351-394; Oral, 1956, 31-65; Şafakçı, 2006, 164-172; Tanman, 2001, 454-462; a. mlf., 1993, 543-548.