DERBENT

VI. TURİZM

Derbent, Türkiye Selçuklu Devleti Döneminde, kervanların yol güzergâhındadır. Konya-Eğirdir ve Konya-Beyşehir kervanlarının geçtiği bu kervan güzergâhı ta Akdeniz sahillerine kadar uzanmakta ve Antalya merkez ve Alanya’da noktalanmaktadır. Konya-Eğirdir kervan güzergâhında Elikesik Hanı*, Derbent’teki Selçuklu yadigârıdır.

Kültür Varlıkları

Gelin Kaya

Derbent’in kuzeyindeki Özyol Deresi ve aynı güzergâhtaki yolun kenarındadır. Yanında çocuğu olan bir kadına benzeyen taştan ibarettir. Bu kaya hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Çocuklu bir gelin Özyol’dan giderken çocuğunun altını değiştirme ihtiyacı duyar. Çocuğun altını değiştirirken, bez yerine ekmek kullanır. Bunun üzerine hem kendisi hem de çocuğu o anda taş olur.

İn

Derbent-Mülayim köyünün güneydoğusunda, yaklaşık 5 km uzaklıkta, Aladağ’ın eteğinde yer alır. Her yönüyle görülmeye değer bir mağaradan ibarettir. Bu in, Derbent civarının kışlık peynirlerini muhafaza etmek için kullanılır.

Güllü Pınar

Derbent’in doğusunda Konya’ya giden stabilize yolun yaklaşık ikinci kilometresinde yer alır. Konya yöresindeki insanlarca böbrek taşı düşürmek ve sindirim kolaylığı için kullanılır. Uzun süren kullanımlar neticesinde şifalı olduğu ispatlanan su, tanıtım yetersizliğinden dolayı Konya’da fazla bilinmemektedir.

Tekke Kalesi

Derbent-Kızılviran sınırında Ablağı Dağı’ndadır. Kalede eskiden bir Rum beyinin yaşadığı, dağdan döktüğü sütün, yaptırdığı olukla kaleden aktığı, yaşlı derbentlilerce anlatılmaktadır. Bu Rum beyi ile ilgili rivayet şöyledir:

Rum beyinin yedi oğlu varmış. Maddi durumu da çok iyi olan Rum beyi kendi kendine:

“Ablağı’da yaylam var

Benim yedi oğlum var

Allah’a ne buğum var”

diyerek böbürlenirmiş.

Bu sözünün üzerinden çok geçmemiş, yedi oğlu da birer bire hayatını kaybetmiş. Ardından kendisi de yatağa düşerek isyan içinde o da ölmüş.

FAHRETTİN ALİŞAR

BİBLİYOGRAFYA